Zeyno ve Can

Zeyno ve Can

10 Aralık 2016 Cumartesi

Hayallerin ötesinde bir rüya gerçek olursa

Ağustos ayında Hong Kong'a ilk geldiğimizde, Zeynep azıcık İngilizcesi ile 45 dakikalık bir mülakata girip American School Hong Kong'dan(ASHK)  kabul aldığında ilk şokumuzu yaşamıştık...

Üzerinden sadece 3 ay geçtikten sonra İngilizce kendini nasıl güzel ifade etmeye başladığını görüp şaşırmaya devam ettik...

Okul sonrası aktivitelerini seçerken, okul koordinatörü hem eğleneceğini hem de ingilizce kelime dağarcığını artıracağını düşünerek Zeynep'in okul korosuna katılmasını teklif etti... 

Ve bir gün evimize gelen bir mektupla şaşırdık, Hong Kong genelinde bazı okullar her sene seçilerek Disneyland Sahnesinde yer alıyormuş, ve bu sene bizim okulumuzu da davet ediyorlardı...

Bir haftadır her gün akşam evde şarkılara ekstra hazırlanıp durduk, okul sonrası saatlerde de hazırlıklarını yaptılar... bu sabah tüm heyecanımızla uyanıp, 25 derece sıcağa inat, Disneyland kuralları gereği kışlık okul formamızı giyip Disneyland yollarına düştük, daha yolda Zeynep ben biraz utanabilirim, belki söylemem demeye başladı:)

Ama sahne saati geldiğinde Zeynep en önde sahne ortasında yerini aldı ve şarkılara bağıra bağıra yüksek sesle eşlik etti, hem kendi eğlendi, hem bizi gururlandırdı, bir anne olarak da benim gözlerimi doldurdu :)

Canım kızım, taşını toprağını, yerini yurdunu, alıştığın tüm düzeni, tüm arkadaşlarını, akrabalarını bırakıp yepyeni bir ülkeye gelmenin üzerinden sadece 5 ay geçmişken, bugün başardıklarını görüp bir kez daha şükrediyorum...

Disneyland'a gitmek herkes için bir rüyadır... sen bugün hayallerin daha ötesinde bir adım attın, ve Disneyland performans sahnesine adını yazdırdın... seninle gurur duyuyoruz :)




4 Aralık 2016 Pazar

Hong Kong`a transfer hikayem

bu blogun amaci neydi, soz ucar ama yazi kalirdi... bu dusunceyle bundan tam 5 yil once yazmaya baslamistim, 800`den fazla ani yazmisim, iyi ki de yazmisim. cunku pek cogunu da ancak okuyunca hatirlayabiliyorum...

Bu anilar arasinda olmasi gereken en onemlilerden biri de suphesiz, Turkiye`den Hong Kong`a tasinma hikayemiz.... ve burada yine ise girebilmis olmam... sirketim benden global bultende yayinlamak uzere hikayemi yazmami istedi, bende kaleme aldim... ve yazarken ne mucize birsey yasamis olduguma bir kez daha inanamadim... Global bulteni ne yazik ki buraya ekleyemiyorum, ama yazimi unutulmasin diye buraya aynen koymak istiyorum...




My journey from Turkey to Hong Kong

I started as a tax intern at EY Turkey 12 years ago. On my first day, my biggest problem was the photocopy machine, which broke down because I caused a paper jam. As a student, I had assessed my Microsoft Office knowledge as ‘advanced’ in my resume, and I was in total shock upon seeing the formulas used by EY professionals at work. It took me months to utter tax phrases without any mistake while presenting to clients.

Beginning my story with “Each day is better than the last” would be truly way too romantic! That’s because I also sometimes had meetings that lasted for hours and seemed to never end, plans with friends that got cancelled because of urgent client requests, and a home I was away from for days due to long business trips. However, I motivated myself as I confidently took my career steps forward one by one and saw how my work helped me to grow.

Of course, I also had a life outside of work. As time went by, I’ve been a good daughter, a good wife and a mother of two little kids.

One day, my husband got an amazing job offer from Hong Kong. This not only meant that he would take several steps forward at once in his career, but our kids would also have the chance to study at private international schools. Everything seemed just perfect. The only problem was that I thought I would probably have to abandon my career.

During our decision-making process, I met so many people who had moved to another country due to their spouse’s job and had to end their career or who had to work at much more ordinary jobs despite their qualifications only because they were foreigners in that country. Everyone around me kept talking about the difficulties of finding a job outside of your home country. Almost all of these people were very well-trained, had worked at large local or global companies and had assumed management roles in their former countries. Even the thought of it was scary, but it looked like I was going to be one of them!

When you are inside the ocean, you cannot see how big the ocean is. Today, I really cannot believe EY’s greatness and how much my network, which I am proud to be a part of, has done for me.

Everything started with an email in June. Although I was in a completely different region and did different roles at EY Turkey for 12 years, my CV was sent to EY Asia with my references. I presented myself to the executives in Asia, and they explained what they would like to do for me. They believed my diverse background could bring a different perspective to the Asia Pacific Tax Center (APTC) Indirect Tax team.

While it has been only three months since I moved to another country thousands of miles away from my home country, I am now writing to you from my new desk at EY Hong Kong office. Besides that, I have the flexibility of working only three days a week given that I am a mother and considering the potential difficulties I may encounter while settling in another country with two little kids. I have joined the APTC Indirect Tax team, as a Senior Manager, and while contributing to this team by utilizing my diverse background, I`m sure I will also gain a unique experience.

It’s not a dream, it is the reality...

The movie `Hong Kong Adventures of a Turk` has begun with all its excitement. I hope my journey inspires all my colleagues who think they have a low chance for mobility as tax is a local issue or who feel they will need to give up their career after having children.


EY is a unique company which truly appreciates you wherever you are, which always finds a way to make use of your whole knowledge at your location and which can enable you to establish your work-life balance by considering the priorities of your life outside of work, where you also play the leading role. 

9 Kasım 2016 Çarşamba

Iphone tamircisi

Ben böyle şeyleri kaybederim, o yüzden buraya koyayım kalsın :))

Bugun Mongkong'da ara sokaklarda yürürken, iphone tamircisi gördüm, tam da ipad bozulmuşken süper oldu gördüğüm...


14 Ekim 2016 Cuma

Gece kuşları

Gece suanda saat 1; Zeynep'i uyku tutmadı, Can'da yaklaşık 2-3 haftadır hasıl olan gecede 4-5 kere uyanma seanslarından birini yaşıyor. 

Bu çocuğa ne oldu anlamıyorum, akşam 8'de koyarız sabah 8'de kaldırırız dediğimiz çocuk, gece 4-5 kere uyanıyor, ve ağlayarak yanıma geliyor, su, süt, otur, şeklinde gecemiz geçiyor. Sonra sabah 6'da Zeynep için çalan alarma kalktığımda, ruh gibi dolanıyorum evin içinde :( 

Ya bir insan gece 4-5 kere uyanıp, nasıl normal ruh sağlığında bir hayat yaşayabilir cidden anlamıyorum :( 

Allah'ım eski uykulu günlerimizi geri ver bize ne olurrrrrr


Küçük adamım, koca yüreklim...

Evimin küçük adamı, kömür gözlüsü... ne kadar bebek desemde hala sana, artık büyüdüğünü görmeye başlamam lazım... Bu sabah seni okula bırakınca, eğildim küçük kapı pervazından izledim ne yapıyorsun diye... küçük ellerinle ayakkabılarını kendin çıkardın önce, ve  kimse yardım etmeden okul ayakkabılarını giymek için epey çaba sarf ettin, giyemeyince yardım ettiler, ama ısrarla ve inatla sen kapattın cırtcırtlarını... kapanmadılar ama olsun :) ve çıkardığın ayakkabılarını yerine götürüp kaldırdın. Benim sana taşıtmaya kıyamadığım çantanı yüklediler sırtına, doğru sınıfın yoluna tutturdular sana... bekledin gitmedin...Ahh bak gidemiyor çocukcağız, nasıl yürüsün o yolu tek başına dedi anne yüreğim, meğer ellerinin dezenfekte edilmesini bekliyormuşsun önce :) ellere dezenfektan sıkıldı ve doğruca uzun koridoru tek başına yürüyüp sınıfına gittin... canım oğlum gurur duydum seninle... küçük adamım koca yüreklim... keşke saklayabilsem şu küçük hallerinizi... #capcanlıgunler #farfarist #hongkong #greenfieldinternationalschool

9 Ekim 2016 Pazar

HK'da hastane ile tanışmamız

İki gündür Can ateşleniyordu. Ama başka hiçbirşeyi yok, sabah akşam ateş düşürücü veriyorduk, yoluna giriyordu. Bu sabah 7'de kulağını tutarak uyandı. Önce aldım biraz dışarı çıkardım, ana oğul gittik gezdik, ama o kadar keyifsizdi ki kulağını tutup durdu. Eve döndüm ve İlker ve Zeynep'i de alıp Happy Valley'deki sanatoryum hastanesine geldik. Bugün pazartesi ama resmi tatilleri olduğu için pediatri doktoru yokmuş, normal bir doktor için kayıt yaptırdık, 09:58'de kaydımız açılmış, şuanda saat 11:20, yaklaşık 1 saat doktorun bizi kabul etmesini bekledik, 5 dakika muayene etti, tabi ki antibiyotik başlamaya karar verdi. Buarada Zeynep'de azıcık öksürmeye başladı içeri girince, rica etsek ona da bakar mısınız dedik, hayır dedi :) kayıt olmamız gerekiyormuş. 5 dakikalık doktor muayenemiz 400hkd tuttu. İlaçlarımız için de 277hkd veriyoruz. Özel bir hastane ama sigorta anlaşması yokmuş, yani ödeyip sonra sigorta şirketimize charge edeceğiz.

Doktorumuz Mr. Winston, Can'a 1 hafta boyunca kullanacağı bir antibiyotik( günde 3 kere), ateş düşürücü( ateş düşükse parasetomol yani calpol benzeri, ateşi yüksekse ibuprofen yani İbufen benzeri) öksürüğü için öksürük şurubu ve burun akıntısı için yine ağızdan alınan bir ilaç verdi. (ben bronşioliti olduğu için verme konusunda çok emin değilim, bunu Türkiyedeki doktoromuz Ahmet Akçay ile teyit etmem gerekiyor, çünkü Ahmet bey daha önce bana öksürük şuruplarının bronşioliti tetiklediğini söylemişti)

Parasatemol ateş düşürücü dışında hepsi el yapımı. Gerçekten buna şaşırdım. Parasetomol yani Calpolü de biz 5ml veriyorduk ama bunun üzerinde 2.5 ml yazınca şaşırdım ama Calpoldeki parasetomolun 2 katıymış.



Evet bugün de tarihe geçsin, HK'da ilk hastane tanışmamız bugüne kısmetmiş

4 Ekim 2016 Salı

Suuuuuu

Sabah uyanınca omzuma kafanı koyup günün geri kalanı için enerji ile dolmamı sağlaman, gece kaçıp kaçıp yatağından yanıma sığınman yetmezmiş gibi, şimdi bir de gözlerini açmadan 'suuu' diye bağırmaların başladı... gelip alıyorum seni yatağından, o mis gibi ter kokunla, omzuma yaslanıyorsun ve mutfağa gidiyoruz, kana kana içiyorsun suyunu ve geri dönüp yatağına koyduğumda seni hiç uyanmamış gibi devam ediyorsun uykuna...

Ya hiç büyümesen olmaz mı :(


3 Ekim 2016 Pazartesi

Çince yazıyoruz.... hadi hayırlısı...


Benim acilen Mandarin öğrenmeye başlamam lazım, Zeynep bugün Çince ödevi ile geldi, 'sun' (yani güneş) yazacağım dedi, ilk satırdaki birbirine benzemez 4 şekilin toplamı 'sun' zannettim ben. 

Meğer onların hepsi birbirinin aynısıymış ve 'sun' yani güneş yani Çince okunuşu ile 'ri' aslında tek bir karakterden oluşuyormuş. ( yani o 4 birbirine benzemez aslında birbirinin aynısıymış)

Zeynep'in ödevini HK'lu bir arkadaşıma gönderip, doğru mu diye sordum, doğru dedi, sonra da bana tam doğrusunun nasıl olduğunu gösterdi, sanırım Çince harflerle değil kelimelerle öğreniliyor. Yok yok benim gerçekten ders almaya başlamam lazım. 




1 Ekim 2016 Cumartesi

Disneyland günlüğü

Bir gün biri deseydi ki, sen yurtdışında yaşayacaksın, evinden metroya bineceksin 4 durak sonra Disneyland'da ineceksin, yok artık derdim herhalde, amma da hayalperestmiş :))

HK'a gelmeden önce bilmezdim burada bir Disneyland olduğunu, Mayıs ayında iş teklifini kabul etmeden önce gezmek için geldiğimizde dünyanın 3. Disneyland'ının buraya açılmış olduğunu öğrendik...

Zeynep için HK'a gelme motivasyonu oldu resmen Disneyland, İngilizce öğrenirken bile Disneyland için öğreniyorum diyordu. Disney Junior'da sürekli ingilizce izleyince Mickey'in club evini, İngilizce bilmeyen çocukların Mickey ile konuşamadığına inandırmış kendini...

Şimdi Disneyland'a yıllık sınırsız biletimiz var, çünkü tek giriş 500küsür HKD yıllık bilet 1880HKD, biz herrhalde 3 haftada çıkardık parasını :) ama tabi hatayı buraya pazar günü gelmekle yapıyoruz, çünkü haftasonu Çinliler akın ediyor buraya :) her oyuncağa binmek için en az 30 dakika beklemek gerekiyor. Ama yine de HK'da olmak güzel her hafta buraya koşup gelebilmek güzel :))


Çince yazmaya başladık

Zeynep bugün aldı eline kağıdı birşeyler yaptı, sayıları yazıyorum dedi, ama resmen yan yana çizgiler çiziyor başka birşey yok, ben de acaba ne sayısı çiziyor dedim. Meğer Çinceymiş :)

1'den 5'e kadar yazmayı öğrenmişler ama 5'i daha güzel olmuyormuş, o yüzden 4'e kadar yazdığını göstermeme izin verdi...


29 Eylül 2016 Perşembe

Sarılmamış, itmiş, tabi yersen :)

Dün Can'ı okuldan almaya gittiğimde öğretmeni şöyle dedi. 

Bugün sınıfta 3 kız birbirine sarılıyormuş, Can'da koşup onlara sarılmış, ama kızlar düşmüşler :) miss Monique, Can çok tatlı, çok sevecen bir çocuk ama biraz fazla güçlü dedi :) 

Can'ı okuldan aldım, ne yaptın sen kızlara sarıldın mı dedim, 'it,it' diyor, yani sarılmamış, itmiş kızları, tabi yersen...

Zaten evladım erkekliğin %50'si inkardır, ne demişler yatakta basılsan inkar edeceksin, sen de erkekliğe laf sürdürme, ittim de, biz inanırız :)


Market keşifleri, meyvelerden devam Rambutan


Yeni meyve keşfimiz Ranbutan meyvesi, dışı kırmızı sert, baş kısmında kesince sonra kolayca soyuluyor. Aslında Malezya ve Endonezya orijinli ama HK'da da şuaralar pazarda bol bol var.

Ortasında büyük bir çekirdeği var, içi yumuşak ve çok lezzetli, demir açısından da çok faydalıymış. Benim bol bol yemem lazım. Buarada mevsimi sanırım, her yerde bolbok ve uygun fiyatlı satılıyor.

Zeynep ve kankası Karis



Zeynep'in okulda bir arkadaşı var Karis, resmen kızımın okula gitme sebebi, hatta ben adını söyleyince dalga geçiyor, onun gibi aksanlı söyleyemiyorum diye :)

Onlar HK'lu, annesi Reiko sabahları okula bırakıyor ve bana harika resimlerini yolluyor :)



21 Eylül 2016 Çarşamba

Beze tarifim

Dün hayatımda ilk defa mayalı poaça yaptım yaban ellerde ( eeee tabi burada mayalı hamur yapacak Naz yok yanımızda)

2 bardak un ile denedim tarifi, 1 çay kaşığı tuz, 1 tatlı kaşığı şeker, yarım paket instant maya, 1 çay bardağı ılık süt ile yoğurdum, yarım saat beklettim, valla kabardı hamurum :)

İç malzeme olarak da, patates ve kıymalı iç hazırladım. 

180 derece fırında 15 dakikada piştiler.

Valla fotoğraf yok, çünkü dün Rus misafirlerim vardı, silip süpürdüler :) kalan 2 tanesi de buzlukta şuanda :)

Dün poaçanın üstüne yumurtanın sarısını sürünce beyazı kalmıştı, atmadım onu, bugün azıcık tuz ve 1 çay bardağı şekeri çırptım, fırın tepsisine kaşıkla koydum. 110 derece fırında 1 saat pişirdim, harika bezeler oldular, kahvenin yanına mis gibi :)


Harmonic motion



Geçen hafta IFC'ye yemeğe gidince görmüştüm bu alanı, hemen gidip bilgi aldım, internetten rezervasyon yaptırmanız gerekiyor dediler. 





Sitesine sabah 10'a 2 kala girmek ve tam 10'da açılır açılmaz saldırmak gerekiyor, 5 dakika içinde tüm seanslar doluyor.  1 haftadır resmen kafayı yemiştim artık ama en sonunda 2 gün önce bugün için yer bulmayı başardım. 


Harika bir tecrübeydi, çocuklar(en çok da ben) inanılmaz eğlendik... 12 Eylül'e kadar devam edecekmiş. Henüz gitmemiş olanlara duyurulur :)



Can büyüdü hem de okullu oldu

HK günlerimiz o kadar hızlı geçiyor ki, bilmediğim bir ülkede ev yerleştirmek, eksikleri tamamlamak sandığımdan çok çok çok daha fazla zaman aldı :( 

Tabi buarada aslında neler neler oluyor hayatımızda...

Can okullu oldu mesela :) evimizin hemen yanında Greenfield International valla daha kelime dağarcığı 3-5 ama şuanda hem Potongua ( yani Çinçe) hem de İngilizce öğreneceği bir okula gidiyor. 


Henüz Türkçede bir ilerleme yok ama okulda aç kalmamak adına, milk, bread, yogurt, ve again diyormuş. Yani en temel besin ihtiyaçlarını söylüyor. yardımcı öğretmen de Can için 'kaka' demeyi öğrendi( türkçe) yani Can kaka deyince altını değiştiriyorlar.




İlk günler bir felakatti tabi, 1 Eylül'de başladık, önce 2 gün benim ona eşlik etmeme izin verdiler, herşey güzeldi. Ama sonra pazartesi günü onu okulda bırakıp gidince sorun çıkarmayan çocuk, salı günü daha evde formayı görünce çığlık çığlığa ağlamaya başladı ve bütün haftayı ağlayarak geçirdi, hatta genelde yol boyu kendini yerden yere atıp, parçaladı, insanlar benim halime acıyıp, çantamızı felan taşımamıza yardım ettiler, ama sonra bir mucize oldu, ve bir hafta sonunda artık hergün scootera binerek keyifle gittiği ve daha kapıda elimi bırakıp içeri koştuğu bir okulu oldu. 



Bu sene boyunca sadece 3 saat gidecek, dolayısıyla benim de geri kalan herşeyi halletmek için şuanda hergün sadece 3 saatim var. Ama yine de şikayet etmiyorum, herşey gayet güzel ve yolında. Alışmaya başladıkça burayı seveceğiz sanırım :))




24 Ağustos 2016 Çarşamba

Yeni keşfim Let pacific

http://www.letpacificfood.com/shop/

Burada yaşayan Türk arkadaşlarım bir site önerdiler, Let Pacific... Bildiğimiz Türk ürünlerinin hepsi var, tabi ki Türkiye fiyatlarıyla aynı değil, ama o kadar da yüksek değil... Bence mutfak stoğumuz bittiği zaman buradan alış veriş yapmaya başlayacağım. Hem de uygun bir ücret karşılığı eve kadar getiriyorlar. Ohhhh beeee, hasretlik olmayacak burada :)

Market keşifleri Salça

Türkiye'den annemin valizinde gelen bir kutu tat salça 22 günde bitti, demek ki biz ayda 1.5 kutu salça yiyormuşuz :)

Marketlerde salça yok tabi, ancak İtalyan ürünlerinin olduğu raflarda tomato paste olarak bulunabiliyor, tabi ki küçücük boylarda :)  


170gr'lık bu kutuyu bugün 12.9hkd'ye yani 5Tl'ye aldım, tadı bence bizim salçamızla aynıydı.

22 Ağustos 2016 Pazartesi

American School Fotoğraf çekiminde bir Türk kızı :)

Bu hafta okuldan bir davet aldık, haftasonu gerçekleşecek okulu tanıtıcı fotoğraf çekiminde Zeynep'i de kullanmak istiyorlardı.  Bugün gittik ve sabah uniformalarımızı aldık. Haftada 2 gün elbise, 3 gün ise şort-bluz giyeceklermiş. 3/4 yaş biraz küçük,5/6 yaş epey büyük oldu ama 5/6 aldık, artık annem onlara bir ayar çekecek gitmeden :)



Fotoğraf çekimi oldukça uzun sürdü, tabi Zeynep hem insanları tanımadığı için ama daha da çok İngilizcesi diğer çocuklar kadar iyi olmadığı için epey bir utandı. Ama bugün ona iyi bir hatırlatma oldu, sürekli burada kimse Türkçe bilmiyor ki, herkes Ingilizçe konuşuyor ki deyip duruyor.

Çekimde bugün öğretmen kitap okuyor, çocuklara şimdi kız burada ne yapmalıydı diye soruyor. Çocuk "she should have gone" diye başlayan cümle kuruyor :) biz daha "ı go" kısmındayız :)




19 Ağustos 2016 Cuma

Zeynep doğmuş, bugün tam 5 olmuş



Ne demiş Özdemir Asaf, 'bir seviyi anlamak, bir yaşam harcamaktır, harcayacaksın!'. Ya da ne demis rahmetli anneannem, `koca adamı kocatmaz, çocuk kocatır, kocayacaksın!`… 5 yıl önce tam da bugün, 15 saat süren zorlu savaştan çıktığımızda ikimizde yorgunduk… sen kedi gibi uysaldın, ben heyecanlı ama en çok da şaşkın…canınla canlandım, varlığınla anlamlandım… ilk goz ağrım, duygusalım, herşeyi bilmişim… dogumgününde ne istersin sorusunun cevabını 1 gündür aralıksız sıralayanım… uydurduğu mantıklı sebeplerle beni bile aslında ipad izlemenin ne kadar faydalı olduğuna inandıranım… adamı sulu götürüp , susuz getirenim… istedigi olmadığı anda `ömür boyu` küsenim, 2 dakika sonra affeden koca yüreklim… gülen gözleriyle umut saçanım, hazinesi yüreğinde saklım… Iyi ki dogdun, iyi ki bizi bizi buldun...


17 Ağustos 2016 Çarşamba

Bakıcı sorunsalı, HK'da da olmazsa olmazdı zaten :)

Allah'ım Türkiye'de çok çektirdin bana... Burada umarım tecrübe sahibi yapmazsın beni diye çıktım yola... Ama yine kötü bir başlangıçla başladık...

HK'da bol bol Filipinli ve Endonezyalı bakıcı var. Devletin belirlediği minimum ücret 4.210hkd(yani 540 usd), eğer evde sizinle yemek yemesini istemiyorsanız veya kendisi sizinle yemek yemek istemiyorsa yaklaşık 1.000hkd(yani 130 usd) daha veriyorsunuz, kendi yemek alış verişini kendisi yapıyor, kendi pişirdiğini kendisi yiyor. Tabi tecrübe arttıkça fiyatın 300-500 hkd kadar arttığı durumlar olabiliyor.

Ama iş bu kadar kolay değil tabi. 4 tip durum olabiliyor.

1)Filipinden gelmek isteyenler: bunların işlemleri zor ve yorucu, ayrıca sözleşme imzalandıktan sonra yaklaşık 8-10 hafta arasında sürüyor bir Filipinlinin buraya gelmesi. Ajansla çalışmak gerekiyor, çünkü hem burada işlemlerin takip edilmesi hem de Filipinlerde ajansla devlet işlerinin yapılması gerekiyor. Dolayısıyla biz bu işe girişmedik, şuanda HK'da olan bakıcılara yoğunlaştık.

2) Filipinlerden yeni gelmiş olanlar: bu grup çok kalabalık, ama o HK'a yabancı biz yabancı, bu iş zor olur diye düşündük. Yani en azından market nerde, pazar nerde, metroya nasıl binilir inilir, bilen biri olsun istedik.

3) HK'da çalışırken herhangi bir sebeple 2 yıldan önce kontratı bitenler( işveren bitirmiş olabilir veya işçi bitirmiş olabilir). Bu durumda 4 özel durum var, eğer durum bu 4 özelden birine girmiyorsa, kadın sizinle sözleşme imzalamış olsa bile, kontratın fesh edildiği immigration office'e bildirildikten 14 gün sonra ülkeden çıkması gerekiyor. Kadının geri gitmesi gelmesi süreci 6/8 hafta sürüyor. 
Ama eğer fesih sebebi bu 4 sebepten biri ise bu durumda ülkeden gitmesine gerek olmadan sanki bitmiş kontrat gibi, yeni işverenle sözleşme imzalayıp, hayatına burada devam edebiliyor.



4) 2 yıllık sözleşmesi bitenler (en kıymetli grubumuz): bir işverenle sözleşme imzalandıktan sonra 2 yılın tamamlanmasına 1 ay kala, uzatılmasına karar verilip uzama işlemleri başlatılıyor, veya işveren/işçi devam etmemey ve ayrılma tarihine karar verebiliyor( en geç 2 yıllık sürenin bitişine kadar olabilir). Bu durumda artık helper boşta oluyor ve istediği yeni bir işverenle sözleşme imzalayabiliyor. İşte bu sebeple bunlar en kıymetli grubumuz diyorum, çünkü hem HK'u biliyorlar, hem de yeni işverenle sözleşme imzalandığında ülkesine gitmelerine gerek olmuyor, hem de immigration office işlemleri o kadar düz ki, ajans bile bizimle çalışmanıza gerek yok, helper kendisi yapabilir diyor. Dolayısıyla biz de pek çok insan gibi bu gruptan birilerine bakıyoruz günlerdir. 

Bakıyoruz, geliyorlar, görüşüyoruz, çok mülayım ve iyi davranıyorlar, ayrıldıktan birkaç saat sonra 'sorry ma'am' diye başlayan, başka bir işverenle anlaştım mesajı geliyor. Ajansların söylediğine göre biz 2 çocuklu olduğumuz için zor aile kategorisindeyiz. Daha cok tek çocuk+köpek, veya yaşlı bakımı istiyorlarmış. 

Aslnda yasal olarak evde kalmaları zorunlu, ancak pek çoğu bize akşamları kendi evinde kalmak istediğini söyledi( ama bu bizim tercihimiz değil). Ayrıca part time çalışanlar felan da var.

Peki bakıcı nereden aranır. Tabi ki en kolayı ajansdan aranır, bence bu konuda en doğru adres Fair employment agency; ben kendileri ile bir sözleşme imzalamamış olmama rağmen o kadar yardımcı oldular, her soruma o kadar uzun uzun cevap verdiler ki, gerçekten ben eğer bir ajansla çalışacak olsam onlarla çalışırdım. Ama kendileri bana ısrarla ajansla çalışmama gerek olmadığını çünkü formları bizim dolduracağımızı, helper'ında kendisinin başvuru yapması gerektiğini söylüyorlar. 

Bence en doğru bakıcı arama adresi facebook'da Hongkong moms grubu, insanlar oraya hem helper arıyorum diye ilan bırakabiliyor, hem de özellikle expat aileler giderken bakıcılarıyla ilgili referanslı ilan yayınlıyor, tabi bu durum 3'de anlattığım 'relocation' durumuna girdiği için bu kişiler de kıymetli oluyor(hele ki bir expat ailenin yanında çalışmış ve ondan referans almış kişiyse) ve taliplileri çok oluyor. Biz bu siteden 3 kişiyle görüştük, 3'ü de ertesi gün bize başkasıyla anlaştım diye döndü :)

Başka bir sitede facebook hongkong domestic helper job sayfası. Buraya siz ilan veriyorsunuz, adaylar size mesaj bırakıyor, ben bir ilan yazdım en az 50 kişi ilgileniyorum diye mesaj yazdı, ama bunlar içinde de durumu uygun birin bulmak çok ama çok zor. Biz henüz sözleşme imzalamamış olduğumuz helper'ı buradan bulduk. Adı Gina, 26 yaşında, 2 yıldır burada, ve çinli bir aileyle yaşıyor, aile hiç ingilizce bilmediği için kontratı bitince ayrılmak istiyor. Aslında aileden referans check felan yapamamış durumda olduğumuz için biraz risk alıyoruz, ama ne bileyim ben konuşunca içim ısındı bu kıza, inşallah hislerimde yanılmam, çocuklarıma iyi bir abla olur bu kız.

Peki gel gelelim helper'ı bulduk, işlemleri nasıl yapacağız. Öncelikle, immigration office'e gidip 2.katta 'forms' yazan deske gidip sarı föyü almak gerekiyor. Lazım olan herşey onun içinde var, tüm formlar ayrıntılı bilgiler. O katta bir de 'enquiries' diye bir bölüm var, eğer sorunuz varsa sıraya girip oraya sorabiliyorsunuz. 

Formların doldurulması ve imzalanması gerekiyor.( 4 set halinde standart employment contract), bizim dolduracağımız form, helper'ın dolduracağı form. Ayrıca bir de bir önceki işvereni ile karşılıklı imzalayacağı release letter. ( bu o dosyada yoktu, ben bunu 'enquiries' bölümünde sorularımı sorduğum adam verdi bana). 
Bu release letter'da son iş gününün( en geç 2 yıllık sürenin bittiği gün) olarak yazılması gerekiyor. Süre bitmesine 10-15 gün kala da yazılabilir, ancak bu durumda erken bitirmeyi isteyen taraf diğer tarafa ihbar tazminatı gibi birşey ödeyebilirmiş.


Bu da bana sevgili fair employment agency'nin yolladığı finished contract helper için yapılması gerekenler listesi.






Peki gel gelelim biz ne yaptık, HK moms ve diğer bahsettiğim sitelerden önce denedim şansımı referanslı adayları check ettim, bir süri görüşme yaptım, hepsi yes ma'am deyip durdu ne dersem, ama ertesi gün arayıp başka yerle anlaştım dedi, çinkü biz 2 çocuklu bir aileyiz, pek çoğu ( özellikle referanslı olanlar tek çocuk istiyor), sonra facebook'dan birini buldum( başka birinin postunun altına iş bakıyorum yazan bir kız), buluşalım dedim, buluştuk, benim kıza içim çok ısındı, 26 yaşında bekar, filipinlerde okuyan 2 tane kardeşine bakmak için çalışıyormuş, kaldığımız service apartmana geldi ve çocuklarla tanıştı onları çok sevdi, 2 yıldır buradaymış ve Çinli bir aile ile çalışıyormuş, ama Çinli aile hiç ingilizce bilmediği için onlardan ayrılmak istiyormuş( kız sadece haftada 2 kere çocuklara ingilizce dersi için gelen özel öğretmene diyeceklerini diyerek aileyle anlaşmaya çalışıyormuş), görüştüğümüzde neredeyse Ağustos sonuydu ve 10 Eylülde kontratı bitiyordu, gayet güzel bir zamanlama oldu, tüm evrakları hazırladık ve Gina immigration office'e gitti, ancak SÜPRİZ! Immigration office Gina'nın bizde çalışması için vizeyi 5 Ekim'e verdi, ve o tarihe kadar çalışamazsın dedi :( ben tabi ki de bir Türk olarak, ya saçmalama gel başla, kim bilecek dedim, ama kızcağız çok korktu başımıza bela alırız dedi, ve bende 1-2 ajansla konuştum, onlarda sakın böyle birşey yapmayın random check yaprlar, yakalanırsanız kızı sınırdışı ederler, size ise paraya döndürülemez hapis cezası var dediler ( yok artık dedim ama yine de riski alamadım) ve sonuç olarak 5 ekim olmasını bekliyoruz, birkaç kere çok acil işim oldu ve Gina'ya gel demek zorunda kaldım, birkaç saat çocuklara bakmama yardım etti, çok yumuşak başlı ve uyumlu bir kız, umarım Allah utandırmaz ve sonuna kadar böyle devam eder.





Market keşifleri... Yağ olayı...


Ne yağı kullanmalı acaba... Marketlerde özellikle yer fıstığı yağı ve kanola yağı var. Zeytinyağı sadece ithal gelmiş olanlar var. Mısır yağı da oldukça fazla... Ama yine de dikkat ediyorum insanlar genelde kanalo yağı alıyorlar... Ayçiçek yağı ise neredeyse yok... Eeee ayçekirdeği ve zeytin buraların ürünü değil ne de olsa :)

İlk geldiğimizde yemeklerde kulllanmak için ayçiçek yağı almıştık.

Aslında İlker kızartma yapmak için en ideal yağın kanalo yağı olduğunu söylüyor, cipsleri onunla kızartıyorlarmış... Ama yemeklerde kullanmak için tadı bize farklı gelebilir belki diye dün marketten bu 3'lü paket mısır yağını aldım. Ne de olsa şuanda pek de kızartma yapmıyoruz... Litresi indirimle 9-10TL gibi birşeye geldi( kanalo ve yer fıstığı daha da ucuz)

Ama ilk fırsatta yer fıstığı yağını ve kanalo yağını da deneyeceğim.

Meyve keşifleri

Ben bir meyve severim. Can bana çekmiş, Zeynep'de muzdan başka birşey yemez...

Burada hergün yeni birşeyler deniyoruz.

Namı değer dragon fruit, dışı pembe, içi beyaz benekli, şanslıysan tatlı, değilsen birşeye benzemiyor :)

Benim favorim Longan; dışı ceviz veya fındık gibi sert, ama kolayca soyuluyor, seffaf, yumuşak ortasında ufacık bir çekirdeği olan harika bir meyve. Sinir sistemine de cok iyi geliyormuş. Ben tadını Lychee'ye benzettim ama  değilmiş, zaten onun dışı pembe/kırmızı birşey oluyordu, aslında Lychee'de bir çin meyvesi ama henüz göremedim, belki meysimi değildir.


Bu dışı sert, içi sarımsağa benzeyen meyve de Mangosteen. Soyması çok zor, tadı da mükemmel değil hani. Olmasa da olur :)


16 Ağustos 2016 Salı

Market keşifleri...

Marketleri keşfetmek epey zaman alacak gibi, o yüzden ben yavaş yavaş aklımda olanları yazayım.

Ben de her yeni yurtdışında yaşamaya başlayan kişi gibi, tabi ki önceliği bildiğim markalara veriyorum, ancak benim bildiğim markaların hepsi avrupa markaları ve avrupadan ithal gelen herşey burada inanılmaz pahalı.

Marketlerde birşey keşfettim, son kullanma tarihi yaklaşan ürünlerde özel indirimler yapıyorlar, ben de alacaklarımın yanına mutlaka onlardan da ekliyorum, bu sayede hergün yeni bir tat öğreniyoruz.bazıları felaket tabi :))
Bugün sarı cherry aldım mesela, 250gr normalde 18TL kadardı, bugün 5TL'ye düşmüş :) Tadı da çok güzeldi. 

yoğurt burada gerçekten çok sorunlu, neredeyse sadece meyveli yoğurt var, sade yoğurt için 2 marka gördüm, biri yunan doğurdu, diğeri sade yoğurt diye geçiyor, yunan yoğurdunun yarım kilosu 17 tl, sade yoğurdun yarım kilosu 10tl kadarcık :) Biz de günlük süt alıp, kendi yoğurdumuzu mayalamaya başladık, hem ekonomik oldu hem de tadı da baya güzel oldu, bizim çocuklara yoğurt yetiştiremiyoruz malum :) 

Burada süt ürünleri epey sorunlu, günlük sütün kilosu 7-12TL arasında, o yüzden formül süt her yerde var. 0 yaştan başlıyor, yetişkinler için bile var, insanlar suyla karıştırıp bunu içiyorlar. Ama biz yine de sütten vazgeçemeyiz.




Başka bir sorunlu konu ise peynir :( zaten beyaz peyniri hayal etmeyi bırakalı çok olmuştu, ama en azından bir cheddar, bir mozarella vardık diyordum, var tabi ama hepsi italya yada fransadan ithal ve pahalı. Ama ben bugün yine de dayanamayıp bunları aldım. 


Bir de süpriz birşey aldım, soya peyniri :). Burada herkes bunu yiyor, her çeşidi var, fiyatı da cok ucuz, yani 200gr la vache qui ri'nin 15TL olduğu bir yerde, bu soya peyniri 2-3TL felan. Bakalım yarın kahvaltıdan sonra yorumları yazarım :)



Ps: soya peyniri ile ilgili yazdıklarıma kahvaltıdan sonra ek yapıyorum. Rezalet birşey, peynir desen peynir değil, ne olduğunu anlamadım. Hani lora benziyor desen benzemiyor da... Acaba markaya göre değişiyor mu bilmiyorum, ama yok yenecek gibi değil gerçekten :)


14 Ağustos 2016 Pazar

Çocuk oyun alanı keşifleri

Malum 9 Ağustos Can'ın doğumgünüydü, o gün çocuklarla birşeyler yapmak istedik, ama hava yağmurluydu, kapalı alanlardan birine gidecektik. Biraz araştırınca wan chai'de hope well center'da little beetles playroom alanına gittik. O kadar ufak bir yerdi ki, yarım saat bile oynayamadı çocuklar. Yarım saati 50 HKd ancak bence tam bir zaman kaybıydı :(


Bugün hava yine pek güzel olmayınca bu sefer internette araştırırken, halka açık kapalı oyun alanları olduğunu gördüm, hatta bir tanesi hemen evimizin dibindeydi. Buraya geldik ve çocuklar çok  eğlendiler. Tertemiz bir yer, herkes bakıcısıyla gelmiş. Üstelik bedava :)

HK'da çocuklarla gidilebilecek halka açık oyun alanlarının listesi ektedir.






Can 2 yaşında...

@09 Ağustos


Küçük adamım, koca yüreklim... Bugün tam 2 yaşındasın...Doğduğun topraklardan kilometrelerce uzaktasın... Ne olduğundan bir haber, küçücük elin elimden ayrılmadan, yepyeni dünyana alışmaya çalışmaktasın...sevdiğin insanlara el sallamakta, sevmediklerine uyarı niteliğinde baş parmağını sallamaktasın... İstemediğin birşey olduğunda, kendini yerlerden yerlere atmaktasın... Ablanı 4 yaşına kadar koruduğumuz şeker-çikolata dünyasında, artık gurme klasmanındasın... 5-12 yaş arası kullanılabilen scooter'da canavarsın... Direksiyonda ustasın...Açlığa bir de uykusuzluğa dayanamazsın... Bir gülüşünle, dünyamızı durdurabildiğinin farkındasın... Ne demiştim... Senin adın CAN, hayatımın CANı CANanı olmak için geldin dünyaya... capCANlı günler getirdin bana...

Not: senin doğumgünü mesajını yukarıdaki fotoğrafla yayınladıktan sonra sevgili Şerife teyze senin fotoğrafını suluboya ile yapmış. Bence harika olmuş.

Expat camiası ve yeni bebek arabamız

Malum bizim çocuklar 5 ve 2 yaşında, ama buraya geldiğimizden beri 2 tane 3 yaşında çocuğumuz varmış gibi. Can boyundan büyük işlerin adamı, ablasına aldığımız scooter'dan inmiyor, artislik yapıp tek ayağını yana açarak felan gezmelere başladı sıpam.

Zeynep ise geldik geleli bir bebek, 100 metre yol yürümüyor, yoruldum dönelim diyor, veya kendini taşıtıyor, Can'ın bebek arabasından inmiyor, daha evden çıkmadan geçip arabaya yerleşiyor. Hal böyle olunca kapandık eve bir yere gidemez olduk İlker işteyken. 

Sonra bir site keşfettim, asiaexpat.com, insanlar kullanmadığı, yeni/eski herşeyi satıyor burada, özellikle HK'dan taşınırken yok pahasına gidiyor herşey. 

Bir aile ilan vermiş, 4.000hkd'lik 2 çocuklu bebek arabası hediye gelmiş, hiç kullanmamışlar, 1.000hkd'ye satıyoruz demişler. Telefonla konuştuk, pazarlıkla 650hkd'ye düşürdüm( yani 80 dolara)  :))


Valla Maclaren'i kaldırdık, bu 2 kişilik bebek arabasını kullanmaya başladık. Zeynep arabadan inmiyor, Can en fazla 10 dakika biniyor, ama olsun, en azından ikisi aynı anda tutturunca araba diye, artık kriz geçirmiyoruz :)



Hongkong günlüğü, neler neler olmuş 12 günde :))

Valla bugün günlerden 14 Ağustos, geleli 12 gün oldu bile, nasıl telaşla geçiyor günlerimiz, yazmaya fırsat olmadı, oysaki yepyeni bir ülkede anlatacak o kadar çok şey biriktiyoruz ki :)

Zeynep, American School'dan kabul aldı, o artık American School'lu :) ama benim yine de bir anne olarak bu yeni açılan okulun iyi olmama ihtimaline karşı seneye okul aramalarım devam ediyor, özellikle IB takip eden okullar önceliğim olmak üzere hala araştırmalar yapıyorum.


Sonra evimizi bulduk :)) HK'a yakışır bir şekilde çok katlı gökdelenlerin birinde 22.katta bütçemiz dahilinde evimizi tuttuk. HK'da nerede yaşadığının bir önemi yok, yaşadığın yerin metroya yakınlığının önemi var, çünkü her yere metro var, ve taksiyle 40 dakikada gideceğin bir yere metro ile 20 dakikada ulaşabiliyorsun. HK adası çok güzel ama çok eski, yani 40-50 yıllık apartmanlar var , herhangi bir aktivitesi yok felan. tabi aktivitesi olan, yeni gökdelenlerde var, ama onlar da bütçemizin çok üzerinde. 

HK adasında( merkezde yani) yeni yapılmış, havuzu felan da olan bir gökdelene yerleşeyim dersen eğer aylık 35/40bin lirayı gözden çıkaracaksın. Biz Kowloon tarafında Olympic city'de yaşamaya karar verdik. South china morning post'ta yeni trend Olympic diye haber yapmış dün :), HK adasındaki çılgın ev kiralarından kaçan expatlar buradaki yeni sitelere yerleşiyor diye yazmış. Ama HK kesinlikle pahalı bir yer, yani biz de bu dediğim kiranın yarısını vereceğiz.

Bu da evimizin 3 odasından ve salondan gördüğü manzara :) gerisini ziyarete gelenler görebilir :)


Yardımcı konusunda da bir ilerlememiz oldu. Facebook'da HK'lu annelerin olduğu bir grup var, herkes bana oraya mutlaka bakmamı söyledi. Hollandalı bir aile Canada'ya gidiyormuş, ve yardımcılarını bırakıyormuş. O kadar güzel bir referans mektubu yazmış ki ben de aradım, kadın geldi, görüştük çok tatlı bir kızdı, sonra da ilanı yazan kadını tekrar aradım ve harika biri olduğunu söyledi, tabi bunu zaman gösterecek, ancak biz bu kadınla ilerlemeye karar verdik gibi şimdilik.

Gel gelelim, Can paşaya. Aman herşeyi halledelim Can'ı da okula yazdırırız diyordum ama o iş pek de öyle değilmiş, tüm okulların sabahtan öğlene saatleri dolu, ancak öğleden akşama olan kısımda yer gösterebiliyorlar, ama Can saat 1'de öğle uykusuna yatıyor ve ben onun öğle uykusunu henüz bırakmasını istemiyorum. Dolayısıyla bu hafta bir okulla daha görüşmemiz var, ondan sonra okullara resti çekeceğim, ya alırsınız sabah grubuna ya da yazdırmam diyeceğim. Bakalım yerlerse :)

Valla HK günleri hızlı başladı ve tüm hızıyla devam ediyor :)))